Tarih Yargıç, İnfazcısı ise Proletaryadır-Karl Marks

In Açık Seçki, Çeviri, Devrim, Komünizm, Marksist, Proleterya, Tarih
"Before the Sunrise" (Karl Marx and Friedrich Engels walking in night London) painting by artist Mikhail Dzhanashvili
"Before the Sunrise" (Karl Marx and Friedrich Engels walking in night London) painting by artist Mikhail Dzhanashvili
“Before the Sunrise” (Karl Marx and Friedrich Engels walking in night London) painting by artist Mikhail Dzhanashvili

People’s Paper’ın[1] Yıldönümünde Yapılan Konuşma[2]

14 Nisan 1856, Londra

1848 Devrimleri denen devrimler aslında küçük olaylar, Avrupa toplumunun kuru kabuğundaki küçük kırık ve çatlaklardan başka bir şey değildi. Ancak, bunlar dipsiz uçurumun habercileriydiler. Görünüşte katı olan yüzeyin altında, sert kayalardan oluşan kıta parçalarına sokularak genişleyen sıvı madde [magma?] okyanusunu açığa çıkardılar. Büyük bir gürültü ve şaşkınlık yaratarak Proletaryanın kurtuluşunu, yani 19. yüzyılın sırrını ve o yüzyılın devrimini ilan ettiler.

Toplumsal devrimin 1848’de icat edilmiş bir şey olmadığı doğrudur. Buhar, elektrik, kendi kendine hareket eden çıkrık, yurttaş Barbés, Raspail ve Blanqui’den bile daha tehlikeli devrimcilerdi. Ama içinde yaşadığımız atmosferin herkesin üzerinde 20.000 librelik [9072 kg] bir ağırlık yaratmasına karşın, bunu hisseder misiniz? Avrupa toplumu da, 1848’den önce kendisini her yandan saran ve baskı altına alan devrimci atmosferi bundan daha çok hissetmiş değildi. 19. yüzyılımıza özgü bir büyük gerçek vardır ve hiçbir parti bu gerçeği yadsımaya cesaret edemez.

Bir yandan, insanlık tarihinin bundan önceki hiç bir evresinde akla dahi gelmeyen sınai ve bilimsel kuvvetler ortaya çıkmaya başlamıştır. Öte yandan, Roma imparatorluğunun son zamanlarında görülen dehşetten çok daha fazla çürüme belirtileri var. Günümüzde her şey kendi karşıtına gebe görünüyor: Makineler insan çalışmasını kısaltma ve bereketlendirme gücüne sahip olmasına karşın, [hala] açlıktan kırılıyoruz ve aşırı çalışıyoruz. Zenginliğin yeni icat edilmiş kaynakları garip garip büyüyle istekler kaynağı haline getiriliyor. Sanatın zaferleri ise karakter kaybıyla satın alınmış gibi görünüyor.

İnsanoğlunun doğayı egemenliği altına aldığı hızla, insanın diğer insanlara veya kendi alçaklıklarına köleleştirildiği görülüyor. Cehaletin karanlık arka planında bilimin saf ışığı bile parlayamıyor. Bütün buluşlarımız ve ilerlememiz, maddi güçlerin entelektüel yaşam ile donatılmasına ve insan hayatının alçaltılarak maddi güçlere dönüştürülmesine neden oluyor.

Bir yanda modern sanayi ve bilim, öte yanda modern sefalet ve ayrışma arasında uzlaşmaz çelişki; çağımızda üretken güçlerle toplumsal ilişkiler arasındaki bu uzlaşmaz çelişki, elle tutulur, baskın ve inkar edilemez bir gerçekliktir. Bazıları buna hayıflanabilir; başkaları ise modern çatışmalardan kurtulmak için modern sanatlardan kurtulmak isteyebilir. Ya da sanayideki ilerlemeyi, siyasette aynı ölçüde bir gerilemeyle tamamlamayı düşünebilirler. Kendi payımıza biz, bütün bu çelişkileri ortaya çıkarmayı sürdüren zeki ruhun biçimi konusunda yanılmıyoruz. Toplumun yeni icat edilmiş güçlerinin iyi çalışması için, yeni icat edilmiş insanlar tarafından yönetilmesi gerektiğini biliyoruz — ve bunlar da işçilerdir. Onlar da makineler gibi modern zamanın icadıdır.

Orta sınıfı, aristokrasiyi ve gerilemenin zavallı peygamberlerini şaşırtan belirtiler arasından, yiğit dostumuz Robin Goodfellow’u[3], toprağın altında çok hızlı çalışan o dost köstebeği, o değerli öncüyü —Devrimi— fark ediyoruz. İngiliz işçileri, modern sanayinin ilk oğullarıdır. Bu durumda, o sanayinin ürettiği toplumsal devrimi, tüm dünyada kendi sınıfının kurtuluşu anlamına gelen ve sermaye egemenliği ve ücretli kölelik gibi evrensel nitelikte olan bir devrime destek veren son kişiler olmayacaklardır. İngiliz işçi sınıfının geçen yüzyılın ortalarından beri verdiği kahramanca mücadeleleri biliyorum, bunlar pek şanlı mücadeleler değildir çünkü orta sınıf tarihçiler tarafından karanlıkta bırakılmış ve boğulmuştur. Ortaçağda Almanya’da egemen sınıftan yaptığı kötülüklerin intikamını almak için “Vehmgericht”[4] denilen gizli bir mahkeme vardı. Bir evin üzerine çizilmiş kırmızı bir çarpı görüldüğünde, halk bu evin sahibinin “Vehm” tarafından mahkûm edildiğini anlardı. Şimdi, Avrupa’nın bütün evleri, bu gizemli kırmızı çarpı ile işaretleniyor.

Tarih yargıç, infazcısı ise proletaryadır.

Karl Marks

[1] People’s Paper — Mayıs 1852’den Haziran 1858’e kadar Londra’da yayınlanan haftalık Çartist yayın organı. Ekim 1852’den Aralık 1856’ya kadar Marks ve Engels gazeteye hem yazı yazmışlar ve hem de çıkmasına yardımcı olmuşlardır. Haziran 1858’de gazete burjuva iş adamlarının eline geçmiştir.

[2] K. Marks, People’s Paper’ın Yıldönümünde Yapılan Konuşma, Marks-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: I, s: 604-606, Birinci Baskı, Sol Yayınları, Aralık 1976)

[3] İngiliz folklöründe yaramaz bir peri, Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası’nde bir karakter. -Ed.

[4] Vehme’den (yargılama, ceza) türeyen Vehmgericht ve Gericht (mahkeme), on ikinci yüzyılın sonundan on altıncı yüzyılın ortalarına kadar Almanya-Vestfalya’da gizli olan halk mahkemeleriydi. Bu mahkemeler egemen sınıfların yapmış oldukları her türlü baskı, şiddet, katliamı yargılayan ve kim ya da kimler yapmışsa onu cezalandıran mahkemelerdi. Bu cezayı hak edenleri yargılayan da cezalandıran da halkın kendisiydi.

Sapkın Köstebek tarafından redaksiyonu yapılmıştır.

İngilizcesine https://www.marxists.org/archive/marx/works/1856/04/14.htm adresinden ulaşabilirsiniz.

You may also read!

Jean Dieuzaide L’Equipe, Vieira de Leiria, Portugal, 1954.

Hafızayı Geri Çağırmak-Mazhar Süyük

‘Sınıf Çözümlemelerinin Med Cezirleri, Marks, Weber ve Ötesi-Özgür Narin’ üzerine bir değerlendirme İçinde yaşadığımız kapitalist düzenin kendisi ile devam

Read More...
92825619

Birleşik Bir Emek Hareketi İçin İşçi Meclislerini Tartışıyoruz…

Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi olarak, ortak bir dert ve fikir etrafında yan yana geldik ve geçtiğimiz hafta bir bildiri

Read More...
escher red ants

Diyalektik Materyalizmin Mini Politik Tarihi-Mustafa Cemal

Politik öykü Engels’in diyalektiği, “diyalektik materyalizm” başlığı altında ilkeleştirmesiyle başlar. İlk kez Anti-Dühring (1878) adlı çalışmasında önerilmiş bu ilkeler

Read More...

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Mobile Sliding Menu