Biz Kimiz

Yeni bir başlangıç: Köstebek Kolektif

Emmy Lou Parkard, Sosyalizm
Emmy Lou Parkard, Marry go round, 1956

“Aslan bakarak öldürür…Sıçrar ve kurbanını bir hamlede pençesiyle alaşağı eder; gücünden çok, yarattığı şaşkınlıkla. Sonra bırakır ve kurbanını seyretmeye koyulur… Hayvancığın gördüğü artık kendisi değildir; aslanın bakışlarındaki görüntüsüne bakmakta, aslanın bakışlarında zayıf güçsüz hayvanı yani kendini görmektedir… Öyle bir hayvan vardır ki aslanla karşılaştığında hiçbir şey olmamış gibi davranır. Aslan bir pençe atacak olsa tırmalayarak karşılık verir. Küçücüktür tırnakları ama acıtır ve epey kan akıtır…Köstebek derler adına. Köstebek kör kalmış. Çünkü dışarı doğru bakmak yerine içeri, yüreğine doğru bakmış. Nerden gelmiş aklına bunu yapmak kimse bilmez. Ama bu bakış tanrılara özgü olduğundan, “Tanrılar kızıp onu sonsuza dek toprağın altında yaşamaya mahkum etmiş.” derler. “[1]

“Köstebek, tünellerle kraterler, dipten kazımalarla yeryüzüne çıkışlar, yeraltının karanlığıyla güneş ışığı, siyasetle tarih arasında gidip gelir. Deliğini kazar. Eşeler ve aşındırır. Gelmekte olan krizi hazırlar. Köstebek dünyevi bir mesihtir.”” [2]

Köstebek Kolektif, yeni bir başlangıç, yeni bir adım ve yeni bir sesle yola koyuluyor!  Zoraki emekler veya mesai saatleri ile zıt bir şekilde insanın insan oluşu ifşa ettiği; yeniden doğum ve en yakın iki vasfı ile yola koyuluyoruz: yaratıcı düşünce ve eylem.

Köstebeği birebir de tanırsınız. Marx’ın 1848 devrimlerinde selamladığı gibi, daha dün Gezi Parkı’nda, Arap Baharı’nda, Avrupa ve ABD’deki işgal hareketlerinde göründü hepimize.  

Sermaye, devlet ve ulus aklına kıstırılmış dünyanın içinden yeni bir canlılık çıkarmak için kendi hayatlarımıza daldığımız bu günler, kim olduğumuzu ve dünyanın ne olduğunu yeniden keşfettiğimiz günlerdir. (O günlerin?) Köstebeğin kaybolduğunu kim söyleyebilir? Fakat o günlerin ortaya koyduğu hakikatler ve imkanlar devlet-savaş-ideoloji aygıtları tarafından gasp edilmeye, boğulmaya çalışıyor!

Bu gaspa mukavemet için gerçekliklerimizin birbirine değebileceği bir ortaklaşma zemininin zorunluluğunu da görüyoruz! Uzundur, yeşermekte olan birçok yerel direnişe rağmen kapitalizme karşı hakikatini evrensel boyutta bir süreklilikle inşa etmiş bir isyan patikasından mahrumuz.  Dünyada ve bu coğrafyada devrimci hareketlerinin bu yenilgi durumunu/hissini ortadan kaldıracak eşsiz isyan zamanlarına sadakat için ateşli bir sabırla –ama bir o kadar sabırsızlıkla- başlattığımız bu zeminde başka bir dünyanın olanaklarının peşinden gitmeyi öngörüyoruz.

Kapitalizm doğanın, insanın, yaşamın bütün kuvvetlerini kendi çölleştirici bünyesine katarak bütün canlılığı geri dönüşsüz bir ölüme doğru sürüklüyor. O yüzden bu savaş makinesinin doğrultusundan her milim “sapma”nın insanı ve doğayı özgürleştireceğine inanıyoruz.  Bu ağır ölümün çizgisinden sapmak insanlığa ve doğaya doğru yön çevirmektir. Bu yüzden yer küreyi, tepeleri ve vadileri köprüler ve otobanlarla düzleştiren kapitalist hükümranlığın altını oyarak bu beton yığınlarına karşı nefes alacağımız sapkınlık alanları inşa etmeye çağırıyoruz!

Köstebek Kolektif ne yapacak?

Bizi teslim almaya çalışan makro-siyasi rejimlere ve savaşa karşı “bir kriz bilincini” ayakta tutmak gerektiğini düşünüyoruz. Önceki kuşakların deneyimlerinden ders alarak, hayalimizdeki dünyanın bir proto-tipini şimdiden yaratmanın olanaklarıyla uğraşmak istiyoruz. Bu sebeple emek bölüşümünün sermaye tarafından belirlenmediği, eşitlikçi bir toplum temelinde kooperatifleşmenin yollarını arıyoruz. Bu arayışın başarısının kapitalizme içkin olan özel mülkiyet ve yarattığı devasa eşitsizliklerden; zihin emeği ve kol emeği arasındaki ayrımdan; devletten, ve ulusal, ırksal, cinsel ve inanç ayrımlarından kopuşlarla mümkün olacağına inanıyoruz.

Her şeyin imajlarla konuştuğu ve bilgisizliğin erdem sayıldığı bu zamana karşı hayal gücümüzü sınırlarına sürüklemek ve içinde bulunduğumuz durumu kavramak için bir fikir ve soru zemini kurmak istiyoruz. Yayınevi kooperatifleri, çeviriler, tartışmalarla yerkürenin başka yerlerindeki düşünce ve pratiklerin öngörülerinin bu topraklara ulaşmasını kolaylaştırmak istiyoruz.

“Dünyaya doğru yürümekle meşhur” isyan tarihinin adımlarından öğrendiği deneyimlerle, çağın ruhuna eşlik edecek devrimci öznenin yaratımına katkı için birbirini güçlendiren, iyileştiren, ayağa kaldıran bir ortaklaşmanın yollarını arıyoruz.

Soma madenlerinden Roboski’ye ve Cizreye; hırsızları ve katilleri korumaktan başka bir hüneri olmayan burjuva hukuk düzeninin düzmece yalanlarıyla doldurulan hapishanelere; yurtlarda yangına ve tacize mahkum edilen çocuklara; erkek zihniyetin katliamı ve eve kapanmayı reva gördüğü kadınlara… Yaşamın her taraftan benzer kirli bilgi ve tekniklerle sömürgeleştirilmesine ve çölleştirilmesine karşı  birbirimize omuz vermekten başka bir çıkış yolunun olmadığını görüyoruz. Biliyoruz! Sınavlarla, borçlarla, kredilerle ipotek altına alınan geleceğin sonsuz imkanlara açılması da; kamulaştırmalarla, müşterek tarih ve hafıza mekanlarının silinmesiyle yok edilmeye çalışılan geçmişin özgürleşmesi de bu çıkış imkanına bağlıdır.

Çıkış imkanına cesur sorular sormak isteyen kurucu bir arzuyla yürüyeceğini umduğumuz kolektif köstebeğimiz, acemi, yeni bir başlangıçtır: korku ve haysiyetsizleştirmeye rağmen, var olan ile mümkün olan arasındaki gerilimli zemindeki deneyden başka bir şey olmayan özgürlük pratiğinin yeni bir deneyi. Acemilikle yeniden başlamanın heyecanı, başaramama ihtimalinin endişesi ile; bütün sabırlı-sabırsız köstebekleri ortaklaşmaya çağırıyoruz:

“Halbuki acemilik. Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız. Yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak endişesinin zevkiyle çalışacaksınız.”  [3]

*******

[1] Subcomandante Marcos

[2] Daniel Bensaid

[3] Turgut Uyar, Efendimiz Acemilik

Mobile Sliding Menu